Göllü köyü
  Ani 18
 

KÖYDEN HIKAYELER & ANILAR

Insanlik Öldümü ?

Ceylanin Intikami

Capan Emmi

Ihsan Amcam ( Baba )

Panliya Bakan Geliyor

Selaminin Dügünü ( Patlak Davul )

Tat Yilmaz Sarikayanin Cetesine karsi

Gö Yahya Emminin Köy Odasi

Cengiz Hoca

Tat Yilmaz ve Aksaray Sanayi

Fikretin Motoru

Emmi oglu niye kaciyor ?

Piskopat Horoz

Okul Topu

Hizir Emmi Motordan Düstü

Isak Emmi , Cendermeler ve Ben

Eski Dügünlerimiz

Muhtar Emmimin Sigarasi

Avcilar

Tat Yilmaz ve Taksici

Gö Yahyanin Foteri

Göllü Bagi

 Ilk televizyonlarimiz

 



                                                                                 
                                                       PISKOPAT HOROZ

Yazan : Tuncer Ablak

 
Köyümüz'le ilgili hikayeler cok hosuma gidiyor,malesef köyden erken
ayrildigim icin pek sizler kadra anim yok. Nadir anilarimdan biri:

Yillar'dan 1980/81,ben 6/7 yaslarindayim, köylülerimiz bilirler bizim
ev tam köyün ortasinda, göllü gölü'nun tam altindaki, bahcesi bol bol kaysi
agaci olan ev, solumuzda tafik'in(tevfik) evi var, sonra anlayacakiniz niye
tafik i saydigimi, yani isak okyay amca'nin oglu. Dedigim gibi kücüktüm,o yaslarda
genelde evin etrafinda oynuyoruz.Evimizin arkasinda, bir ucuk ev vardi hidayet
amcamizdan kalan, fakat onlar köyden göc etmisler ve ev virane bir sekilde kalmis,
catisi yok (gerci o yillarda cok az evin catisi var idi, yani bunun üstü dambasisi
yoktu, duvarlar'da yari erimis, kerpic oldugu icin). Bizim ideal oyun alanimizdi.
zamanimizin cogunu gecirdigimiz yerdi. Bunlari anlatmamin nedeni beni bilmeyenler
icin , yani biraz da dekoru oturtmak icin. Orayi kale yapip gevurlara karsi az mi
savas actik! Naylon gübre torbalrindan parsüt yapip, ucaktan atlayip az mi kibrisi
kurtardik, o yillar kibrisin yeni özgürlügüne kavustugu zamanlardi (aslinda kibris
halki bilmiyor ama özgürlügünü bize borclular). Köyün halki kochisara zor zoruna
giderken, birakin kochisari biz taaaa alamanyaya gidiyorduk! Nasil mi? Bizim evin yan
tarafinda bir tünel kazmisdik trafo direginin tam önüne ve her gün o tünelden
alamanyaya gidip babami, amcami ziyarete etmekteydik. Tünelimiz kücüktü ve en fazla
yarim metre derinligindeyedi, belkide anca kafamiz giriyordu, ama görün bakin ki o
bizim kücücük tünelimizi bile kiskanip,babami görmemi engelediler ve tünelimizi,
altini üstüne cevirdiler, en iyisi isim vermeyim cünkü o arkadas bu hikayeyi okuyunca
kendinden utanacaktir ve daha da cok rezillige gerek yok! Düsün bak, bundan 29/30 sene evel biz deki teknolojiyi! Bos cokuklar degildik, hayel gücümüz cok gelismis olacak'ki hic bir zaman oyuncaka ihtiyacimiz olmadi,gerci olsaydi da pek alinacagini zanetmiyorum....
Diyeceksiniz ki normal seyler bunlar,herkesin yasadigi gibi!Evet ama,buraya kadar!Cünkü reklam bitti gelgelelim hikayemizin devamina gercekten korku filmi aratmayacak kadar korkunc, örnegin "testere,hostel,saw" filmlerine baktiysaniz o bicim yani! Kalp sorunu olan arkadaslar, korkarim rüyama girer diyen arkadaslar varsa devamini okumasinlar, lütfen, sonra hic bir mesuliyet kabul etmem, vallah günah benden gitti:
 
Dedigim gibi o zamanlar hayal, rüya, macera pesinde güzel güzel geciyordu zamanimiz. Ama bir gün nereden bilebilirdim ki o cok sevdigimiz firdevs teyze, benim hayatimin en karanlik sayfalarini yazacagini. O günlerde bütün evlerin mali masi olurdu ve bununla da yetinmezdik tavuk, culuk, hindi...de olurdu. Olmaz olaydi! Bir gün firdevs teyze nereden buldu ise getirmis bir tane sabukali, pisikopat, ve de alkolik, pis mi pis bir horoz. Resmen bulasik be, allahtan düsmanima da dilemem öyle bir horozu . Aslinda horoz kasasi altinda bir cakal veya kurt var idi. Olmaz öyle sey falan demeyin (ayni irfan abinin hikayesindeki gibi bir cok sahidim var ( inanmiyorsaniz tafik e sorun!) Neyse ilk günler horoz kendi küllügünde otuyor, kümesteki bütün tavuklari tehdit etmis ve de pisikolojik baskiyla istedigini yapiyordu, pislik! Kendine güveni iyice artmis idi ve de her gecen gun unvanina ünvan katiyordu, yavas yavas ayakaltindan toprak aliyordu , yani kendi kumesi, kendi küllügüyle, yetinmiyordu ve etrafdaki küllüklerde bas göstermeye
baslamsiti. Bir gün bizim küllüge geldi, geldigi yetmiyormus gibi küllükün yanindaki hendekin (bahce duvari) üstüne cikti ve otuyor ü.ü.üüüüüüüü  ü.ü.üüüüüüüüü......Sanki buralar artik benden sorulur gibicesine laf gönderiyor. Öbür horozlara da örnek olsun diye, ordan gecen ciliz, zavali, kendi halide biraz da entel takilnan bir horozu evire cevire dövüp evine gonderiyor,anlayin ne kadar hircin oldugunu. Ve bunlada yetinmiyor disini gecirebildigine geciriyordu, yavas yavas sira bize dogru geliyordu. Ben o siralar sanirim  okula yeni baslamistim ve okul saati gelince sarardi beni bir korku. Cünkü fidevs teyzelerin oradan gecmek zorundaydim okula gitmek icin (inanin ki, bir
kalbimin oldugunu,ilk o gun anladim) güm güm güm ....diye carpiyordu hatta kafa daki bütün damarlarin atisini hisetigim tek an. O korku yetmezmis gibi bana, cikmaz mi birden karsima adi horoz.Annaaaaa diye kacmaya baslasamda serefsiz beni cesmeye kadar kovaladi tabi bu arada ibikliyor bir taraftanda ve o yasta her bir ibik atmasi , bir kursun gibi geliyor bana. Bir gün böyle, 2 gün,3 gün, 4,5,6.7.8.....98.99...Derken, Allahin her günü ayni. Ben o aralar ölüm kalim mücadelesi verirdim. Bir gün yakalayamazsa ertesi gün, 2 günün acisini cikartirdi, bu durum bazi arkadaslari güldürdü ve tabi benim karizma bu arada cizilmeyi birakin yerlerde sürünüyordu ve bunu hazim edemezdim. Cünkü o güne kadar, yasitlarim arasinda gücüme, bilegime, güvenirdim ve hatta garipleri, gücsüzleri canii lere karsi korurdum. Cok da babacan bir cocuktum (biraz kendi mi övüyor bibi gelebilir size, ama inanmiyorsaniz
tavik'e sorun), aynen kadir Inanir misali, bir de beyaz atkim ve topuklu beyaz iskarpinim olsaydi o  "soguk kuyu" yerine,bakin o zaman benim fiyakaya, belki de koyler arasi yarismaya bile katilirdim.Neyse hikayeyi dagitmayalim, su an benim kabadayiligim degil söz konusu olan, ama o veledizne horozun beni ne hallere düsürdügü. Intikamimi almaliydim.Gülen arkadaslara, kendinize güveniyorsaniz gelin bakalim bizim eve kadar? Deyip pesimden birkacini sürü kleyip getirdim.Ve sagolsun horoz o gün beni
utandirmadi ve ortaliga dehset sacti kimine 100metre (kosu),kimine yüksek atlama (hendek asma), kimine de engeli kosu (ne tarafa gidecegini sasirdi) köy ortasinda olympik bir hava estirdi. Vallahi o günden sonra okula basim dik gitim, hic kimseden ses seda yok, mum gibi oldular ve o eski karizma yi tekrar yeniden kazandim. 


Hayatimiz böyle geciyordu ki, bir gün babam fransadan geldi ve bizi fransaya götürmeye karar vermisiti. Bir kac hafta sonra da fransaya gittim. Bundan hic te memun degildim ama o uyusturucu bagimlisi horoz danda kurtuluyordum. Ertesi sene geldigimde horoz cehennemi boylamisti ve rahatca koyümde
bir nefes alip 1 ay da olsa tadini cikarmistim.
 
Hikayenin sonuna gelirken,fidevs teyze,isak amca nin elerinden öpüyor.
tafik, ramazan, gülfari, ve sehere bol bol selamlar gönderiyorum.
Hikayemiz 100% gecek olaylari anlatmaktadir, eger o horozu tanimis olanlariniz varsa lütfen düsüncelerinizi aktarin cünkü kullandigim kelimeler gerceklere nazaran , yetersiz kaliyor.
Tafik kusura bakma o kadar sizin horoza yüklendigim icin, ama simdi biraz o dehsetleri anlatinca rahatladim!
 

 





 

 

 

 

 



 
 
  Bugün 164879 ziyaretçiburdaydı!  
 
Bu web sitesi ücretsiz olarak Bedava-Sitem.com ile oluşturulmuştur. Siz de kendi web sitenizi kurmak ister misiniz?
Ücretsiz kaydol