Göllü köyü
  Ani 27
 
KÖYDEN HIKAYELER & ANILAR

Insanlik Öldümü ?

Ceylanin Intikami

Capan Emmi

Ihsan Amcam ( Baba )

Panliya Bakan Geliyor

Selaminin Dügünü ( Patlak Davul )

Tat Yilmaz Sarikayanin Cetesine karsi

Gö Yahya Emminin Köy Odasi

Cengiz Hoca

Tat Yilmaz ve Aksaray Sanayi

Fikretin Motoru

Piskopat Horoz

Okul Topu

Hizir Emmi Motordan Düstü

Isak Emmi , Cendermeler ve Ben

Eski Dügünlerimiz

Muhtar Emmimin Sigarasi

Avcilar

Tat Yilmaz ve Taksici

Gö Yahyanin Foteri

Göllü Bagi

Ilk televizyonlarimiz

Dagitan Bölemin Aski

Ebemin Balik Corbasi

Fikriye Ana

Tat Yilmaz

Kör Isak Emmi

Gurbet

 Celebi Hoca

Emmi oglu niye kaciyor ?






                                                      IHSAN AMCAM ( BABA )
                                                
 
Yazan: Musa Ertem
 
1989 senesinde liseyi bitirmistim. Üniversite imtihanlarinda Eskisehir Ünuversitesi acikögretim fakultesinden baska bir yer tutturamamistim. O dönemlerde lise mezunlarini imtihanla polislige aliyorlardi. Sanirim simdi en az iki yillik bir yüksekokul sarti var. Ben de imtihanlara katilabilmek icin kayidimi yaptirdim. O yil benimle beraber 10 arkadasim daha polislik imtihanlarina kaydolmustu. Diger arkadaslari imtihana cagirdilar. Bir arkadasimla beni bazi özel nedenlarden dolayi imtihana cagirmadilar. Ankaraya gidip geliyorduk, sorunu sözmek icin. Ama ugraslarimiz bir sonuc vermiyordu.
 
Bu arada arasira rahmetli büyük amcam (babamin amcasi) Ihsanin yanina gidip geliyordum. Ihsan amcam bana göre hayati cok renkli insanlardan biridir. Yasitlarindan farkli (pozitif analmda) bir insandi o. SIK giyimli, günlük tras olur, ileri yasina ragmen bir cetvel gibi dimdik duran bir diksiyona sahipdi.O cok kati  prensipleri olan ve prensiplerine de uyan bir insandi. Benim düsünceme göre o, dostluk düsmanlik bir adamdi. Onu yakindan tanimayanlar, soguk ve cok sert biri olarak düsünürlerdi, onun hakkinda. Cok ciddi ve sert durusunun altinda cok yumsak ve cok iyi bir insan vardi. Onun kendine has bir deyimi vardi "BABA". Herkese böyle hitap ederdi. Cevresi de onu onure etmek icin ona baba diye hitapederlerdi. Ben amcami 14-15 yaslarimda yakindan tanidim. Kendisini cok severdim. Amcam farkli bir insandi. Onun ne zaman ne yapacagina öncecden kestirmek gayet zor olurdu, hatta imkansiz olurdu. Bu onun kendine has özelliklerinden biriydi.
 
Bir gün yine amcamin yanina ugrayip hal hatirini sormustum. O da benim polislik imtihanlarimin ne asamada oldugunu sordu. Durumu kendisine anlattim. Bazi sorunlarin ciktigini ve ugrastigimi söyledim. Amcam birden parladi:
-Yav baba, bal etmez ari bibi Ankaraya gidip gidip geliyorsun,  bi is beceremedin. Bundan sonra bana birak. Benim Ankarada adamlarim var, bi telefonla isi bitiririm, dedi.
Hemen telefona sarildi:
-Alooo, Rifki bey...... bana bak Rifki bey, benim bi yigenim var....... o polis olmak istiyor...... simdi onu sana gönderecegim...... ona yardimci ol......
 
Tabi ben seviniyorum. Amcam da gercekten problemi cözmek istiyor. Elattigi isi mutlaka halleden biridir. Bana dedi ki:
-Baba, simdi biz bu adama bi kuzu götürmemiz lazim.... dedi.  Ben de tamam amca dedim.
 Pazar günü amcamin arabasiyla köye gittik. Benim ehliyet yok, soförümüz enistem. Köyden bizim kuzulardan bir kuzu sectik. Günlerden pazar. Saat sabahin yedisi. Kuzuyu bagaja attik, tuttuk Ankaranin yolunu. Saat on civari Ankaraya vardik. Günlerden pazar. Bütüm memurlar yatiyor.
Amcamin cep defterinde Rifki beyin ev adresi yazili. Bi taksi tuttuk, önümüze düsürdük ve kisa sürede adresi bulduk.
Yer Ankaranin tam göbegi. Kizilay. Mevki amir ve memurlarin mevkisi. Dedigim gibi günlerden pazar. Saat sabahin onu. Sokakta sinek bile ucmuyor o saatte. Yaprak düsse sesini duyarsin. Ama bizi ilgilendirmez. Biz köylüyüz. Pazari pazartesini düsünmeyiz. Onlar da erken kalksinlar, bize ne. :-)
Adresi bulduk. Taksicinin parasini verdik, gönderdik. 6-7 katli bir apartman. Tam zili calacagiz, amcam demez mi bize.
-Cocuklar, siz cikin, selamimi söyleyin, kuzuyu verin, eger Rifki bey beni sorarsa, amcam hasta, gelemedi, dersiniz.
Hopbalaaaa.,.. Bu hesapta yoktu, nerden cikti simdi. Ama bu adam banim Ihsan Amcam, dedim ya, ne zaman nerde ne yapacagini kestirmek imkansizdir.
-Amca biz adami tanimiyoruz, dedik.  O da bize:
-Baba, siz benim dedigimi yapin, gerisine karismayin, diyerek kestirip atti.
Neyse enistemle biz zili caldik
Zirrrrrrrrrrrrr....... acan yok. Ama biz pes edermiyiz. Bi daha bi daha.... zirrrrrrrrrr...... derken kapi acildi. Enistemle ben merdivenleri ciktik. 45-46 Yaslarinda bir adam. Gözlerini üfeleyerek kapiyi acti bize. Milli Egtim Bakanliginda Daire Baskani olarak calisiyor, ve DYP den Denizli milletvekili adayi. Forslu bir adam. Neyse adama kendimizi tanittik. Adam olgunmus, bizi güleryüzle karsiladi. Iceri davet etti. Biz de "Ihsan Amcamin selami var..... kendisi hasta oldugundan gelemedi....." vs. vs. dedik. Bu arada bizim gürültümüzden ev halki ayaklandi. önce Rifki beyin oglu gözlerini ovarak salona geldi "baba kim bunlar, pazar günü bu saatte ne istiyorlar" dedi. :-) Rifki bey durumu ogluna anlatti. Ardindan kizi geldi, o da ayni soruyu sordu "baba kim bunlar... " :-) Rifki bey kizina da durumu anlatti. Derken Rifki beyin hanimi geldi. Ayni soruyu o da sordu demeyecegim, cünkü o sadece hosgeldiniz dedi. Ama suratunda biraz daha gec gelemez miydiniz türünden bir ifade vardi.
Biz arabanin bagajinda bir kuzu oldugunu söyledik :-)
Rifki bey:
-Ne kuzusu, ben Ankaranin göbeginde kuzuyu ne yapacagim, dedi 
Biz de:
-Amcamin hediyesi, dedik. :-)
Ankaranin göbeginde pazar günü apartman dairesine kuzu !!!!! Üstelik hediye !!!!  :-) Adama iyilik mi kötülük mü yaptik, bugün oldu hala cözemedim.  :-)
Neyse Rifki bey yine olgunlukla karsiladi. Ogluna dedi ki:
-Oglum, Musayla gidin, kuzuyu bahcade bir agaca baglayin. (sanki inek bagliyoruz) :-) Sonra da git, kasaba haber ver, gelip kuzuyu götürsün.
Problem cözülmüstü.
Biz Rifki beyin ogluyla kuzuyu arabanin bagajindan cikardik ve bahcede bir agaca bagladik. Oglan kasaba haber vermeye gitti. Ben yukari ciktim. Bizim kuzu Ankarayi pek sevmedi. Pazar günü sabahin onbirinde baslamaz mi Kizilayin merkezinde melemeye
-Meeeeeeeee........ meeeeeeeeee.........  meeeeeeeeee......
Kuzu susmaz. Biz mahcup oluruz. Rifki bey kizar ama bize sezdirmez. Cünkü amcamin hatiri var. (icimden kuzu melemesin diye dua ediyorum, ama kuzu susmak bilmiyor). Bizim kuzu bütün ankarayi uykudan uyandiriyor, tipki bir horoz gibi.
 
Bu ara da kapi caldi. Biz zannettik ki Rifki beyin  oglu geldi.  Gelen kim dersiniz?  Bildiniz: AMCAM.
Eyvah. Hani hastaydi, hani gelememisti, hani kochisarda kalmisti... Rifki beye biz öyle anlatmistik...
Dedim ya amcam önceden kestirilemeyecek bir adamdir. O süprizlerle dolu bir insandir. Ama bu kadar da fazla dedik. Pes yani... 
Neyse ki kapiyi acan Rifki bey amcamin elini öptü  "ooooo,  Ihsan amca, hos geldin, hos geldin....... bu ne güzel süpriz böyle, cocuklar da senin gelemedigini söyleyince cok üzülmüstüm, iyi ki geldin..... " Ihsan amcam:  "Baba gelmiyecektim ama dayanamadim............."
Neyse ki bizim yalanimizi Rifki bey yüzümüze vurmadi.
Biraz sonra kuzunun da sesi kesildi. (Sanirim kasap geldi, kuzuyu götürdü. Rifki beye de belki bir kilo pirzola göndermistir sonra).
 
Rifki bey benim isimle yakindan ilgilendi. Ama tam o esnada yeni hükümet kuruldu. Rifki bey secimi kazanamadi ve görevinden alinip baska bir yere verildi. Bizim kuzu gitti. Ama bende trajikomik bir anisi kaldi. Bu hikaye bana Inek Sabanla Ilyas Salmanin filmlerini hatirlatir. Bilmem size de öyle bir cagrisim yapti mi.

 
Buradan Ihsan amcami rahmetle aniyor, mekanin cennet olsun amca diyorum. O unutulmayacak, unutulmamasi gereken bir insandi. Onu anilarimizda yasatiyoruz.

 
 
  Bugün 164879 ziyaretçiburdaydı!  
 
Bu web sitesi ücretsiz olarak Bedava-Sitem.com ile oluşturulmuştur. Siz de kendi web sitenizi kurmak ister misiniz?
Ücretsiz kaydol