KÖYDEN HIKAYELER & ANILAR
Insanlik Öldümü ?
Ceylanin Intikami
Capan Emmi
Ihsan Amcam ( Baba )
Panliya Bakan Geliyor
Selaminin Dügünü ( Patlak Davul )
Tat Yilmaz Sarikayanin Cetesine karsi
Gö Yahya Emminin Köy Odasi
Cengiz Hoca
Tat Yilmaz ve Aksaray Sanayi
Fikretin Motoru
Piskopat Horoz
Okul Topu
Hizir Emmi Motordan Düstü
Isak Emmi , Cendermeler ve Ben
Eski Dügünlerimiz
Muhtar Emmimin Sigarasi
Avcilar
Tat Yilmaz ve Taksici
Gö Yahyanin Foteri
Göllü Bagi
Ilk televizyonlarimiz
Dagitan Bölemin Aski
Ebemin Balik Corbasi
Fikriye Ana
Tat Yilmaz
Kör Isak Emmi
Gurbet
Celebi Hoca
Emmi oglu niye kaciyor ?

CENGIZ HOCA
Yazan: Musa Ertem
!981 senesinde Göllü küyü ilkokuluna bir ögretmen atandi. Adi Cengiz Tiftik. Cengiz hoca insanligi ile örnek, yüregi insan sevgisiyle dolu, cocuklari cok mu cok seven, ögretmenlige asik, meslegini severek ve hakkiyla yapan, cocuk dostu bir insandi. Siteye gönderdigim topluluk fotografa dikkatlice bakarsak, onun icinin güzellignin yüzüne yansimis oldugunu görebiliriz. Sanirim sadece ben degil onun okuttugu tüm ögrenciler bu görüse sahiptir. Cengiz hoca aslen Giresunlu, laz bir hocaydi. Özürlü iki cocugu vardi. Özgür ve Emine. Cengiz hoca köyümüzden ayrilinca önce Adiyamanin Kahta ilcesine tayin oldu, oradan da Samsunda bir özürlü cocuklar okuluna tayinini aldirdi. Ben en son kendisiyle 93-94 senelerinde haberlesmistim. Cengiz hoca hayatim boyunca bana ögretmenlik yapan 50-60 ögretmen arasinda beni en cok etkileyen 4-5 ögretmenden birisidir. O beni iki yil okuttu, 4 ve 5. siniflari onda okudum. Buradan kendisini saygiyla aniyor, hürmetle ellerinden öpüyorum.
Ben sizlere Cengiz hocayla ilgili anilarimi kisa kisa birer paragraf halinda anlatmak istiyorum.
Cengiz hoca köyümüze yeni atandiginda ailesini henüz getirmemisti. Birkac ay bekar hayati yasadi. Biz kisin ona odun, tezek, süt, yogurt ve yumurta götürürdük. O da biz minik misafirlerini memmun etmek icin bize cay demlerdi. O utangac, cekimser ve terbiyeli köy cocugu halimizle diz cöküp otururduk. O sorar biz yanitlardik. Cengiz hoca bize cay ve seker ikram ederdi. Kendisi cayi sekersiz icerdi. O güne kadar bizler sekersiz cay icildigini ne görmüs, nede duymustuk. Disari cikinca bu haberi ajanslara düsürdük. Tüm köyde bu konusuluyordu. Ögretmen cayi sekersiz iciyormus... Ne büyük haber .
Yine bir gün Cengiz hoca bize müzik dersi veriyor. Kendisi laz ya, bize de bir karadeniz türküsü ögretmek istiyor:
Yagmur yagiyor, yagmur da
Basima tane tane
Karadeniz usagi da
Dünyalarda birtane
......................
Buradaki tane tane kelimesi laz sivesiyle (tanne tanne) söylenmezse türkünün ritmi bozulur. Cengiz hoca ne yapti ne ettiyse bunu bize ögretemedi. Bazi arkadaslar biraz becerdi ama bazilari hic tutturamadi. Hoca güldü ve en sonunda pes etti. Bir icanadolu cocuguna bir karadeniz türküsünü ögretmenin ne kadar zor oldugunu o gün analdim. Bu animi da hic unutamam.
Yine bir gün Cengiz hoca bize ders veriyor. Köyümüze yeni gelmisdi. Ilk dersleriydi. Bizi teneffüse cikardi. Biz topu kapdigimizla harman yerini boyladik. Iki takim kurup teneffüsde mac yapacagiz. Her zaman öyle yapariz ya... O da ne! Biz daha harman yerine varir varmaz, henüz tekimlari bile kurmadan ders zili caldi. Önce inanmadik. Takim kurmaya devam ettik. Ama bu kez Cengiz hoca bize seslendi "-cocuklar, ders basladi".
Biz kosarak hocanin yanina geldik: "-Örtmenim, biz daha yeni teneffüse ciktik, top oynayacagiz" dedik. Cengiz hoca güldü ve "-spor dersinde oynarsiniz" dedi.
Biz "-ama örtmenim, biz her gün teneffüsde mac yapariz, on gol atan kazanir" dedik. Hoca yine güldü ve bizi sinifa götürdü. Ve bize ders sistemini anlatti 45 dakika ders 15 dakika teneffüs dedi. Cengiz hoca eski köye yeni adet getirmisti.
Yine bir gün Cengiz hoca bize dersde sofra kurallarini ögretiyordu. Konu döndü dolasdi pilava geldi. Hoca bize "-cocuklar baska yerlerde pilavi neyle yiyorlar, bilir misiniz" dedi. Sinifta 30-35 cocuk vardik. Hepimiz bir tahminde bulunduk. Kimimiz kasikla, kimimiz ekmekle, kimimiz sokumla, kimimiz kepceyle, kimimiz elle yenir dedik. Aklimiza gelen, bildigimiz herseyi saydik. Ama hoca hep hayir hayir diyordu. Bizden dogru cevap gelmeyecegini anlayinca hoca: "-Catalla yiyorlar, catalla" dedi. Biz hep bir agizdan: "-Neeee, catalla mi? Catalla pilav yenir mi hocam" dedik. Yil 1981 yada 82 idi. Bu animi da hic unutamam. Simdi 5 yildizli otellerde tatil yapmayi, italyan, cin, fransiz restorantlarinda catal bicakla yemek yemeyi de ögrendik. Ögrendik ögrenmesine de o analarimizin yaptigi bulgur pilavinin tadini hicbir yerde bulamiyoruz.
Yine bir gün Cengiz hoca bize matamati dersi veriyor. Bölme islemini ögretti. Dersin sonunda ögrettigi konuyla alakali bir problem yazdi tahtaya. Bu problemi hic birimiz cözemedik. Demekki dersde hocanin anlattiklarini iyi dinlememisiz. Aramizda sadece Harin emminin kizi Serife problemi cözdü. Hoca disardan bir deynek getirtti. Deynegi Serifenin eline verdi ve sinifi sira dayagindan gecirmesini söyledi. Serife en önde oturana ilk deynegi vurdu eline. Ama gayet yavas vurdu. Cengiz hoca deynegi Serifenin elinden aldi ve ellerini actirdi. Serifenin ellerine öyle hizli vurdu ki, Serife kipkirmizi oldu, aglamamak icin kendini zor tuttu. Iste sen de böyle vuracaksin dedi hoca. Serife ellerinin acisini bizden cikardi. Bütün sinifi sira dayagindan gecirdi. Ellerimizi kara kara yakti. Bu dayak Cengiz hocadan yedigim ilk ve son dayak oldu ( daha dogrusu Serifeden). Bu dayaktan sonra ben sinifbaskani olmustum. Bu animi da hic unutamam.
(Arkadaslar Cengiz hoca ile aranizda haberlesen varsa adresini telefonunu veya mail adresini bana bildirirse cok sevinirim)
Sevgiyle kalin
Dostcakalin
Musa
|