Navigasyon |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
KÖYDEN HIKAYELER & ANILAR
Insanlik Öldümü ?
Ceylanin Intikami
Capan Emmi
Ihsan Amcam ( Baba )
Panliya Bakan Geliyor
Selaminin Dügünü ( Patlak Davul )
Tat Yilmaz Sarikayanin Cetesine karsi
Gö Yahya Emminin Köy Odasi
Cengiz Hoca
Tat Yilmaz ve Aksaray Sanayi
Fikretin Motoru
Piskopat Horoz
Okul Topu
Hizir Emmi Motordan Düstü
Isak Emmi , Cendermeler ve Ben
Eski Dügünlerimiz
Muhtar Emmimin Sigarasi
Avcilar
Tat Yilmaz ve Taksici
Gö Yahyanin Foteri
Göllü Bagi
Ilk televizyonlarimiz
Dagitan Bölemin Aski
Ebemin Balik Corbasi
Fikriye Ana
Tat Yilmaz
Kör Isak Emmi
Gurbet
Celebi Hoca
Emmi oglu niye kaciyor ?
TAT YILMAZ SARIKAYANIN CETESINE KARSI
Yazan: Musa Ertem
Eskiden köyler arasi mac yapardik. Tabi ki futbol. En fazla mücadeleyi de Demircililere karsi verirdik. Sakir hocanin tabiriyle Demirciliyle olan maclarimiz milli mac havasinda gecerdi.
Bir gün köyde dügün vardi. Günlerden pazardi. Kimin dügünü oldugunu hatirlayamiyorum. Ben daha 12-13 yaslarindaydim saniyorum. Gelin almak icin kochisara gidecektik. Gelin almaya giden konvoya yenge gitmek denir bizim yöremizde. Yakin köylere traktörlerle gidilirdi. Uzak olan köylere de birkac araba ve 1-2 kamyonla gidilirdi. Kochisar da uzak oldugu icin kamyonla gidilecekti. Biz cocuklarin günü dogmustu. Kamyon gitmezse bizi de götürmezlerdi. Kamyonun kasasi büyük oldugundan geleni götürürlerdi. Sanki esya tasiyorlar. Bir de kamyonun soför kabininin tepesine oturmak bizim icin havali ve zevkli olurdu.
O gün ögle saatlerinde yenge Kochisara hareket edilecekti. Demircilinin cocuklari da gelmisti. Biz harman yerinde onlarla tutustuk iddali bir maca. Mac kiran kirana gecti. Ama maalesef o gün biz kaybettik. Mac bitti, dügün evine gidecektik. Nerde var nerde yok tat Yilmaz cikti geldi.
-Ma-ma-maci ki-ki-kim kazandi len ? dedi Demircililer de
-Biz kazandik Yilmaz abi, dediler.
Tabi baslarina gelecekleri bilselerdi ne maci kazanirlardi nede kazandiklarini Yilmaza söylerlerdi.
Yilmaz da macera ariyordu her zaman oldugu gibi. Yilmazin nerede ne yapacagini kimse kestiremez.
-Di-di-dimek siz ga-ga-gazandiniz öyle mi" dedi. Ge-ge-gecin bakim si-si-siraya, dedi.
Demircilinin cocuklarini siraya dizdi. Önce ceplerini bosalttirdi. Itiraz edene tokati yapistiriyor. Ardindan eline bi cubuk aldi ve hepsini sira dayagindan gecirdi.Yilmazin yasi onlardan büyük oldugu icin diklenen olmuyordu. Sonra bunlari önüne katti, hepsini bizim köyün altina kadar kovaladi. Arkada kalana yetisiyor ve cubukla yapistiriyordu.
Aslinda Demircililerin Yilmazdan yedigi ilk ve son dayak bu degildi. Ama onlar her defasinda bu tuzaga yakalanirlardi. Belki de mac yapmak her seye degerdi onlar icin . O yüzden tekrar tekrar gelirlerdi.
Yilmaz yaptigi aksiyondan cok zevk almisti. Yüzü gülüyordu. Neyse hep beraber dügün evine gittik. Konvoy hazirdi. Biz de kamyonun kasasina bindik ve hareket edildi. Tabi Yilmaz kamyonun tepesinde. Savas kazanmis bir komutan gibi göllünün cocuklarinin basinda. Biz de Demircililerden yenilginin intikamini aldigi icin Yilmazin etrafinda"Yilmaz abi, Yilmaz abi" diye kirmen gibi dolaniyoruz. Bu da onun hosuna gidiyor tabi.
Neyse uzatmayim. Dügün alayi olarak vardik Kochisara. Gelin evi kalabalik.
O dönemde yanilmiyorsam ben orta bire gidiyordum yada orta ikiye. Tam hatirlayamiyorum. Kochisarin Sarikaya mahallesinde bir cete gurubu vardi. Onlar Kochisarda "Sarikayanin Cetesi" diye nam salmislardi. 7- 8 kisilik bir cete idiler. En büyük özellikleri okul cocuklarini dövmek ve ellerinden harcliklarini almakdi. Tiner cekerlerdi. Ellerine gecerse esrar da icerlerdi. Kochisarin cocuklari bu ceteden bir dönem cok cektiler. Sarikaya mahallesinde oturduklari icin "Sarikayanin Cetesi" diye anilirlardi. Tip tip insanlardi. Yaslari da 14-15-16 arasindaydi. Kafalarini dazlaklar gibi kazirlardi. Bir keresinde okuldan gelirken beni de dövmüslerdi. 5 kisiydiler. Önüme gecdiler ve ceplerimi bosalttirdilar. Silgi, kalem ve kalemtras cikti cebimden. Birde sümüklü bir mendil. Para istediler. Param yok dedim. Bana iki tokat patlattilar ve gönderdiler. Ucuz atlatmistim. Cünkü jilet attiklarini da duymustum. Tam serseri takimiydi. Ama güclerini gurup olmaktan aliyorlardi.
Neyse dügün evine dönelim.Davul zurna caliyor, herkes bir telas icindeydi. Nasil oldu bilmiyorum, Yilmazin bir bagirtisi geldi:
-A...........a g........n dölleri.
Yilmazin bunu demesiyle ortalik bir anda karisti. Yilmaz farkinda olmadan Sarikayanin cetesine catmis. Tabi Yilmaz sarikayanin cetesini tanimiyor. Kendisi köyde yada Pnlida kaldigi icin Kchisari pek tanimiyor. Dolayisiyla Sarikayanin cetesini de tanimiyor. Yilmaz bu defa baltayi tasa vurmustu. Sert kayaya carpmisti ama bunun daha farkinda degildi. Onlarin cete oldugunu da bilmiyordu. Bilseydi o küfürü belkide onlara sallamazdi.
Ama Yilmaz sabahtan Demircililere karsi kazandigi zaferden dolayi epey havaliydi. Zaferine gölge düsürmek istemiyordu. O gün Sarikayanin cetesi sadece 4 kisiydi. Yilmaz karizmayi cizdirmek istemiyordu, hic alttan almiyordu. Yilmazin bu kendine olan güveni Sarikayanin cetesini önce biraz durdurdu. Hemen saldiramadilar. Yilmazi tartmak istediler. Yalniz olup olmadigini anlamak istediler. Iclerinden biri Yilmazin gözünü korkutmak icin "bize Sarikayanin cetesi derler lan, duymadin mi hic" dedi. Yilmaz hic alttan almiyordu: "ba-ba-bana da Göllünün ce-ce-cetesi derler lan" dedi. Ve onlara bir küfür daha salladi. Bu küfür bardagi tasiran son damla oldu. Sarikayanin cetesi karizmayi cizdirmek istemiyordu. Simdiye kadar yasitlarindan ve cocuklardan onlara diklenen olmamisti. Bu namlarini korumak icin Yilmaza mutlaka bir ders vermeleri lazimdi.
Yilmaz iyice sismisti ve ne olursa olsun bugün bu kavgayi ben kazanacagim der gibi bir edasi vardi. Ya öylülere güveniyordu yada demircililere karsi kazandigi zafer ünvanini korumak istiyordu. Biz cocuklar kavganin olacagi yerden biraz uzaklastik ve heycanla kavganin olmasini bekliyorduk. Büyük bir ihtimallede Yilmazin dövülecegini icimizden geciriyirduk. Yilmaz onlardan sanirim bir yas büyük duruyordu. Boyda azcik uzundu. Ama cete dört kisiydi. Yilmaz ise tek kisi.
O küfürü yiyen cete gurubundan biri Yilmaza ilk yumrugu savurdu. Anam ortalik bir anda karisti. Yilmaz kucak kucaga dövüsmekten kaciyordu. Onlar saldirdikca Yilmaz bir iki adim geri cekiliyor ve üzerine gelene yumrugunu indiriyordu. Cete elemenlarindan birine öyle bir yumruk indirdi ki cocuk gitti kamyonun kasasina carpti. Yilmaz diger bir cetenin yumurtalarina öyle bir tekme atti ki cocuk bir daha kavgaya karisamadi. Yilmaz sanki Cüneyit Arkin gibi olmusdu. Cete de kalles rolüne zaten yakisiyordu. Cetenin iki elemanini Yilmaz halletmisti. Bir sisgo bir de ufak birsey kalmisti. Ufaklik Yilmazin arkasina dolanip üstüne atladi. Yilmaz sendeledi, düsmek üzereydi. Bi düserse bi daha kalkamazdi. Bu arada Yilmaz can havliyle sirtindaki ufakligi tuttuguyla yere cakti. Ufaklik "anam belim, anam belim" diye bagirmaya basladi. Bir daha da yilmazin üstüne gidemedi. En son kalan cete üyesi biraz sisgo ve dazlakti. Kafayi jiletle kazimisti. Bu dazlak elini cebine atti ve bir ustura cikartti. Yilmaz ne yapacagini sasirdi. Korkmustu. Kavgayi tam da kazanmak üzereydi. Kalles dazlak nereden cikarmisti bu jileti. "Senin o dilini kesecam tat oglan" diyor ve ha birede küfürler savuruyordu. Yilmaz kendini dazlaktan uzak tutuyordu. Ama ikisi de temkinli davraniyordu. Dazlak Yilmazin kolay yutulur bir loklma olmadigini anladigindan birden saldiramiyordu. Uygun hareketi ve ani kolluyordu. Yilmaz da usturadan korkmustu. Ama kacmak da istemiyordu. Nede olsa üc cete üyesini saf disi etmisti. Bunu da haklayabilirse Yilmaz kahraman olacakti. Bu firsati da kacirmak istemiyordu. Nefesler tutulmustu. Herkes olacaklari bekliyordu. Dazlak Yilmaza usturayi atabilecek mi yoksa Yilmaz bi yolunu bulup onu da haklayabilecek mi...
Yilmaz bir anda etrafina bakindi. Evin yan tarafinda bir bahce vardi. Gözü bahceye dogru bakti. Yilmaz bir anda bahceye dogru kacmaya basladi. Dazlak arkasindan kosmaya basladi. Bu durumu gören diger cete üyeleri de yeniden cesarete geldi ve onlar da Yilmazin arkasindan kosmaya basladilar. Yilmaz büyük bir firsati kacirmisti. Sarikayanin cetesini bozguna ugratmaya ramak kalmisti. Ama su lanet olasi ustura nereden cikmisti. Bütün emek, bütün kavga bosa gitmisti.
Ama o da ne. Kavga evin bahcesinda devam ediyordu. Yilmaz kacmaktan vazgecmisti. Yilmaz bahcede yatan su küregini eline gecirmis, agzina gelen en pis küfürleri savuruyordu. Ve önüne gelen cete üyesine o koca kürekle indiriyordu. Cete yilmaza yaklasamiyordu. Yilmaz kürekle dazlagin koluna öyle bir indirdi ki dazlagin elindeki ustura yere düstü. Yilmaz kürekle bi tane daha yapistirdi dazlaga. Küregin acisiyla dazlak kacmaya basladi. Dazlagin kactigini gören diger üc cete de kacmaya basladilar. Yilmaz kosuyor onlar kaciyor... Yilmaz : "a..... g.......n dölleri, gacman geliyorum" diye naralar atiyordu.
Sarikayanin cetesi tozlu yol olmustu. Yilmaz kovalamayi fazla sürdürmedi. Sokagin kösesine kadar kovaladi. Onlar gözden kaybolunca Yilmaz da geri döndü ve dügün alyainin icine girdi.
Yilmazin burnu kanamisti. Beyaz gömlegi kizila dönmüstü. Ama yilmaz hic orali bile degildi. Yüzü gülüyordu.
"a........a g..........n dölleri, bide cete olacaklarimis." diyordu.
Gelin arabaya bindi, Yilmazla biz de kamyonun kasasina bindik. Yilmaz türk bayragini eline aldi ve kamyonun soför kabininin üstüne bindi. Sanki Bizanslilara karsi kazanilmis zaferin komutani edasinda oraya gururlanarak oturdu ve köye kadar da inmedi. Eeeee..... Haketti
Not:Yilmazin hayati maceralarla doludur. Benim yazdiklarim tesadüfen gördüklerimden ibarettir. Yilmaz üzerine bir kitap yazilsa az olur.
|
|
|
|
|
|
|
Bugün 164878 ziyaretçiburdaydı! |
|
|
|
|
|
|
|